Tutuklum Sohbet
SPONSOR


Necip Fazıl Kısakürek Sözleri


İnsanı olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır…

Hayatımızın yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısını da uyutularak…

Adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir.

Ölüm herkesin başına gelir, ama geç ama erken… Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken.

Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım.

Benim ayağımın altıda müsait başımın üstü de nerde olacağını sen belirle…

Gençlik… Gelip geçti… Bir günlük süstü; nefsim doymamaktan dünyaya küstü.

Yalnızım diye üzülmüyorum… Çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz…

İçimizde bu kadar perişan hale getirilmeseydik; dışımızda bu kadar hürmetsizliğe uğramayacaktık.

Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anladım ki yok Allahtan başkasına yakınlık…

Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz.

Önüne gelenle değil, seninle ölüme gelenle beraber ol.

Rahminde cemiyetin ben doğum sancısıyım, mukaddes emanetin dönmez davacısıyım!

Sizde olan tükenir onda olan sonsuz, feza sizin olsa ne yapacaksınız onsuz.

Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var; oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var!

Felsefe; çürük cevizlerle dolu bir denizde sağlam cevizi aramaktır.

Hayat dediğin Allah (c.c.) için değilse, ne çıkar hayat önünde eğilse.

Sanma oruç, bu akşam tıklım tıklım ye diye; bu akşam, yarın oruç tutabilmek için ye.

Sabırda pişer koruk, yerle bir olur doruk. sabır, sabır ve sabır, işte Kur’an ‘da buyruk .

Haram kazanılan aş, aşıdan sayılmaz… Hak için akmayan yaş, yaştan ayılmaz. Kişi, başım var diye övünmesin; secdeye varmayan baş, baştan sayılmaz.

Düşünüyorum: O’ndan evvel zaman var mıydı? Hakikatler, boşluğa bakan aynalar mıydı?

Elindeyse zamana, dur, geçme diye dayat. Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat.

Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana; yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.

Allah var fakat bizim ondan, yalnız sorulduğu zaman haberimiz var!

Sonunda ‘eyvah’ diyeceğin şeylere, başında ‘eyvallah’ deme. Pişman ol fakat pişman ölme.

Af var diye işlenen suçtan vicdan burkulur; affı sigortalayan hayâsızdan korkulur…

Çocukken gün battı mı, bir köşede ağlardım; nihayet döne döne aynı noktaya vardım.

Ellerime uzanan dudakları tepeyim, Allah diyen gel seni ayağından öpeyim!

Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda, söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda.

Ayağın taşa takıldığında “Allah kahretsin” bile dememelisin, dua etmelisin ki taşa takılan bir ayağın var…

Kadın ; Hristiyanlıkta yol kesici bir engel, islamda ise yol açıcı bir kanattır

Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim
Görevi olmasaydı, sol elimi keserdim

Gözler, ya merhamet ya da neferetin ışıldadığı bir kandildir

Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın

Fikir besler, siyaset öldürür Siyaset, fikrin kendisi değil; posasıdır

Sırma renginde pislik, dünyanın süsü püsü, bende tek aziz eşya annemin başörtüsü…

Biz bize gerici diyenlere ancak deh demek için gerideyiz…

Nöbet sende diye aldanma sakın, zannetme bakidir devranın senin! Bir gün bizim köye yolun düşerse, boynuna asılır fermanın senin!

Ey Müslüman, sana düşen nimet sadece çile… Uyumamak ve düşünmeye memur olmak… Bu çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını ve yorganını satardın!

Gideriz, nur yolu izde gideriz, taş bağırda, sular dizde, gideriz, bir gün akşam olur, biz de gideriz, kalır dudaklarda şarkımız bizim.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında, sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Şimdi Fatih kalksa mezarından ne ben onu tanırım ne o beni tanır… Ama İstanbul’u Bizanslılar almış deyip tekrar savaşır.

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal, hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal.





Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

SPONSOR